blogumuzda aramak istediğiniz herşey;

20 Mayıs 2010 Perşembe


Bebeklerle ilgili sıradışı bilgi
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Florida Üniversitesi bilim adamlarının yeni doğmuş 26 bebek üzerinde yaptığı araştırma, günde ortalama 18 saat uyuyan yeni doğmuş bebeklerin, uykularında bile bilgileri bir sünger gibi emdiklerini ortaya koydu.

1-2 günlük bebeklerin göz kapaklarına, onlar uyurken bir ses eşliğinde bir miktar hava üflenen araştırmada, yaklaşık 20 dakika sonra 26 bebekten 24'ünün sadece sesi duyduklarında gözlerini kırpıştırdıkları gözlemlendi. Bu sırada bebeklerin beyin dalgalarında da değişilikler olduğunu tespit eden bilim adamları, uykuda öğrenmemin yeni doğmuş bebeklere özgü olduğuna, yetişkinlerin böyle bir yeteneğinin olmadığına dikkati çekti.

Uzmanlar, araştırmanın, otizm ve disleksi gibi hastalıkları olan bebeklere erken teşhis konulmasına yardımcı olabileceğini de söyledi.

17 Mayıs 2010 Pazartesi


Dikkat! Çocuğunuz yemek yemiyorsa...
Yemek yememe probleminin çocuklarda 2 yaş civarında görüldüğünü dile getiren Günbey, yemek yemeyen çocuklarla anne ve babaların inatlaşmaması gerektiğini ifade etti. İnatlaşmanın problemi daha da artıracağına vurgu yapan Günbey, "Yemek yeme konusunda ailenin aşırı hassasiyetini gören çocuk, zaman içinde yemek yoluyla tüm isteklerini yaptırabileceğini öğrenmekte ve bu durum aile ile çocuk arasında ciddi iletişim problemlerine yol açmaktadır. Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme davranışı geliştiremeyen kişilerde ileriki yaşlarda da çeşitli beslenme problemleri görülebilmektedir. Beslenme her canlı için doğal bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın bebeklikten itibaren keyifli ve mutlu bir ortamda gerçekleşmesi çocuğun tüm hayatını etkileyecek beslenme davranışının gelişmesinde rol oynamaktadır. Anne- babanın, bakıcının, masada yemek yeme biçimleri, yemek sırasındaki konuşma ve davranışları çocukların doğru yemek yeme alışkanlığı kazanmasında önemli bir rol oynamaktadır." diye konuştu. Annenin eğitim düzeyinin çocuktaki beslenme alışkanlığını etkilediğine dikkat çeken Günbey, "İştahsız, yemek seçen annelerin çocuklarında da benzer davranışlar gözlenmektedir. Yine beslenmede tekdüzelik çocuğun beslenmesini olumsuz etkilerken, annenin eğitim düzeyi ve çalışıyor olması çocuğun beslenmesini olumlu yönde etkilemektedir. Doğum sonrasında psikolojik ve fizyolojik değişimlerle şekillenen beslenme davranışı, bebeğin nörolojik gelişimi ile paralel olarak değişim göstermektedir." ifadelerini kullandı.



Çocuklara beslenme alışkanlığının kazandırılması gerektiğini kaydeden Günbey, çocuklara doğru beslenme alışkanlığı kazandırmak için izlenmesi gereken stratejileri şöyle sıraladı: Yemek porsiyonları anne-babanın ölçüsüne göre değil, çocuğun kendi gereksinimlerine ve yaşına uygun olarak hazırlanmalıdır. Çocuk gerekenden fazla yemeye zorlanmamalıdır. Çocuğun yemeğini yemesi için yeterli zaman verilmeli, ancak bu süre yarım saatten fazla olmamalıdır. Çocuklar dönem dönem bir gıdaya aşırı düşkünlük gösterirken, bir diğerini reddedebilir. Bunun geçici bir süreç olduğunu bilmeli ve bir süre sonra hiç yemediği gıdayı farklı bir şekilde sunarak tekrar denemelisiniz. Yiyecekler çocukların kolay tüketeceği şekilde hazırlanmalıdır. Küçük dilimlenmiş havuç, salatalık, küçük şekil verilmiş köfte, sigara böreği, çizgi film kahramanlarından esinlenerek hazırlanmış, kurabiye, kek vs.. çocuklara yemeği eğlenceli bir hale getirebilir. Kendi yaşıtları ile grup halinde yemek yemek, özellikle yemek seçen çocukları farklı tatları denemek konusunda cesaretlendirebilir. Çocuklar anlatılanı değil, gördüğünü taklit eder. Bu yüzden anne- baba ve bakıcı gibi çocuğun bakımından sorumlu kişilerin kendi beslenme davranışlarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Çocuklar bazı besin gruplarını yemeği reddedebilir. Örneğin süt içmek istemeyen bir çocuğa süt, bir başka şekilde sunulabilir (yoğurt, sütlü bir tatlı, peynir, meyveli süt vs..). Yine sebze yemeyen bir çocuk için sebze, köftenin içinde, böreğin veya makarnanın içinde onun için daha eğlenceli bir hele getirilerek verilebilir. Et yemek istemeyen bir çocuğun alması gereken protein, yumurta veya kuru baklagiller verilerek desteklenebilir. Ekmek yemek istemiyorsa, makarna, patates, bulgur gibi diğer tahıllı gıdalarla alması gereken kalori desteklenebilir. Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı tat, farklı renk ve çeşitlilikte besinler hazırlanmalıdır. Sağlıklı beslenmeyi sağlayacak sonsuz sayıda besin birleşimi yapılabileceği unutulmamalıdır. Anneler yemek konusunda yaratıcı olmalı ve yemek saatlerini çocuk için eğlenceli bir hale getirmelidir. Yemek saatlerinin tüm ailenin katılımının sağlandığı, faydalı sohbetlerin yapıldığı, çocuğun hoş vakit geçirdiği saatler olmasına özen gösterilmelidir

12 Mayıs 2010 Çarşamba


Amerikalı araştırmacılar, annelerin çocuklarına sadece telefonla ulaşabildikleri için kendilerini suçlu hissetmelerini hafifletecek bir araştırma yaptı.
Bu araştırmaya göre, annelerin sesi bile gergin çocukları sakinleştirmeye yetiyor. Araştırmacılar, sevilen biri ile ses etkileşiminin insanları nasıl etkilediği üzerine yaptıkları araştırmada, oksitosin hormonunun ergenlik çağı öncesinde ve gergin durumda bulunan kızlar üzerinde sakinleştirme düzeylerini test etti.

Yaşları 7 ila 12 arasında değişen 61 kız, yabancıların önüne çıkarılarak bir performans sergilemeleri istendi ve daha sonra 3 gruba ayrıldı.

Bir grup, anneleri tarafından fiziksel temas ile sakinleştirildi. İkinci grup anneleri ile telefonda görüştürülürken, üçüncü grup anneleri ile herhangi bir etkileşimde bulunmadı.

Bu süreçte çocukların stres hormonu gözlendi ve anneleri tarafından fiziksel ya da ses yoluyla sakinleştirilen çocukların oksitosin hormon düzeyi benzerlikler gösterdi.


Araştırmacılar, ''Elde ettiğimiz sonuçlar, bizim türümüzde sosyal bağ kurmada, sinir sistemi ve iç salgı bezleriyle ilgili nöroendokrin sistemi için sesin dokunma kadar önemli olabileceğini gösterdi. Ailelerinden ve arkadaşlarından sosyal destek alamayan bireylerin, daha iyi ilişki kuran akranlarına göre sağlık sorunları daha çok oluyor. Ses belki dokunma dahil, doğrudan kişiler arası etkileşim gibi aynı rahatlamayı sağlıyor'' dedi.

Araştırma Proceedings of The Royal Society B. adlı dergide yayımlandı.
http://www.haber7.com/haber/20100512/Anne-sesi-gergin-cocugu-sakinlestiriyor.php

Mozart zekayı geliştirmiyor
Avusturyalı besteci Wolfgang Amadeus Mozart'ın (1756-1791) eserlerini dinlemenin zekayı artırmadığı ortaya çıktı.


Avusturyalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, 1993'te yayımlanan ve yayımlandığından bu yana yaygın bir görüş haline gelen Mozart dinlemenin daha zeki yaptığını ileri süren araştırmanın aksine, Mozart'ın eserlerini dinlemenin zekayı geliştirmediğini gösterdi.

Viyana Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nden bilim adamları farklı ülkelerde “Mozart etkisi” konusunda yapılan 40'dan fazla araştırmayı değerlendirdi.

Bilim adamlarından Jakob Pietschnig, Mozart ya da Bach veya Pearl Jam'in eserlerini dinleyenlerin test sonuçlarının, hiçbir şey dinlemeyenlere göre daha iyi olduğunu ancak bir uyarıcının olmasının kişiyi daha başarılı kıldığının zaten bilindiğini belirtti.

1993'teki araştırmaya sadece 36 üniversite öğrencisinin katıldığını hatırlatan ve hata payı ihtimalinin azaltılmasının hedeflendiğini belirten Pietschnig ayrıca, olumlu bir sonucun çıktığı araştırmaların bilim dergilerinde yayımlanma şansının daha fazla olduğunu vurguladı.

Pietschnig, söz konusu araştırmaya çocukların yerine yetişkinlerin katıldığını ve zeka yerine uzamsal kavrama becerisinin ölçüldüğünü de ifade etti.

Bilim adamı, “Herkese Mozart dinlemeyi öneririm ancak bu, bazılarının umduğunun aksine kavrama becerisini artırmayacak” dedi.

8 Mayıs 2010 Cumartesi





Ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında,
Aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede,
Belki de birkaç gün arayla.
Olamaz mı olabilir... Bület Ortaçgil

5 Mayıs 2010 Çarşamba


İçimde alevdin, rüzgarsız söndün
Bir yangın olupta yakamadın ki
Gözümde yaştın sen, düştün döküldün
Kalbime yol bulup akamadın ki.. Ahmet Selcuk İLKAN

4 Mayıs 2010 Salı


Dünyada ne var, kendine dert eyleyecek,
Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek,
Zümrüt çayır üstünde..., sefa sür iki gün.
Zira senin üstünde de otlar bitecek.
Ömer HAYYAM